Rahvan Binicilik

Atlar kendilerine özgü yürüyüş şekilleri olan hayvanlardır. Atlarda doğal yürüyüş şekline adi adım(adeta) , tırıs ve dörtnala olmak üzere üçe ayrılır. Bir de bazı atlara özgü olan ya da kimi ata ancak sonradan öğretilebilen yürüyüş şekli de rahvan ( yorga) yürüyüş biçimidir.

Ülkemizde rahvan yürüyüş şekilleri, rahvan, kırık rahvan (yorga) ve kısa rahvan (düz yorga)  olarak sınıflandırılır. Bir atın rahvan yürüyebilmesi için en az yüzde elli rahvan kanına sahip olması gerekmektedir, aksi takdirde atın rahvan yürüyüşü öğrenme ihtimali çok düşüktür.

Rahvan atı çok eski bir ırktır. Dünya’nın en çevik atıdır; çünkü rahvan atlarda adımlar kısadır. Ancak, bu zafiyeti kapatmak için adımlara aynı zamanda çabuktur.  O kadar çabuktur ki iyi bir rahvan at son süratle koştuğunda adımlarını göremezsiniz.

Rahvan yürüyüşte at, aynı yandaki ayaklarını, aynı anda adımlayarak yürür ve bu yürüyüş esnasında at dörtnala yakın bir hız yapabilir. Rahvan yürüyüş ata sonradan eğitimle öğretilmesine rağmen, doğuştan Rahvan yürüyen atlar da vardır. Eğer bir atın kanında en az P rahvan genleri yoksa o at doğuştan rahvan yürüyemez; eğitim ile yürüse dahi seri ve yumuşak bir yürüme göstermez.

Rahvan atlarda vücut iskeleti rahvan yürüyüşü yapabilecek şekilde gelişmiştir. Bilekler kısa ve esnek, bilek ve diz ekimleri büyük ve sağlam, göğüs derin ve omuzlar son derece esnek ve yatık solunum sistemleri ve kan dolaşım sistemleri son derece gelişmiştir. Tırnakları sert ve yüksek , beli kısadır.  Ayrıca son derece üstün bir metabolizma sistemi de mevcuttur.  Asil bir karaktere sahip rahvan atları, insana bağlıdır ve iyi huyludur.

Tarih boyunca Türk atı, üstünlüğünü sürat ve dayanıklılıktaki yetenekleriyle ortaya koymuştur, tarihin her döneminde çok sayıda at yetiştirmiş, ihraç etmiş ve bu sayede ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmişlerdir. Asırlık ata sporumuz rahvan binicilik de ilk kez, M.S. 745’te yazılmış olan Orhun Abideleri’nin Bilge Kağan anısına dikilen Şine – Usu Yazıtın güney cephesinde “Yorga Yarış” adıyla geçmektedir.

Osmanlı Dönemi’nde rahvan at yetiştiriciliğine çok önem verilmiştir. Bunun nedeni şüphesiz ki Rahvan atın, diğer atlara göre uzun mesafeyi, üstünde daha çok yükle, en kısa zamanda gitmesi ve ayrıca Rahvan yürüyüşün biniciyi de yormamasıdır.  Bu sayede küçük atlar rahvan yürüyüşle büyük atların yapmış olduğu işleri yapabilirler ve üstelik daha az yem tüketirler.

Osmanlı Türkleri, Orta Asya’daki gibi geniş otlaklar bulamayınca Anadolu’da at yetiştirmek zorlaşmış ve bu nedenle de daha az yem tüketen rahvan atlar yetiştirmeyi tercih etmişlerdir.

Günümüzde rahvan at yetiştirme geleneği, Anadolu’da devam etmekte ve Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu bünyesinde rahvan at yarışları düzenlenmektedir. Bugün Türkiye’de rahvan atlar, Samsun’da yetişen Canik atları ve Kastamonu’nun Daday ilçesinde yetişen Oryantal ırk denilen Türk – Arap atı karışımı atlardır.

Ülkemizde yapılan bütün rahvan yarışlarda mutlaka davul-zurna çalınır; Köroğlu ritmi vurulur.  Rahvan Binicilik, Doğu’da Kars, Ağrı, Erzurum; Batı’da İzmir, Manisa, Balıkesir, Bursa, Denizli; Kuzey’de Artvin, Trabzon, Ordu, Zonguldak, Samsun; Güney’de Antalya’da yaygın olarak yapılmaktadır.

Kaynakça:

GÜR, İhsan, Bursa’da Rahvan Atın Dünü ve Bugünü, Bursa Büyükşehir Belediyesi, 2009

KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 2010

TEMURLENK, Özkan, Türk Biniciliği Dünü ve Bugünü İ.Ö. 4000- İ.S.2000, İstanbul Atlı Spor Kulübü,2006

TÜRKMEN, Mehmet, Geçmişten Günümüze Türklerde Rahvan(Yorga) Binicilik, Gazi BESBD, III (1998), 4:53-64

YILDIRAN, İbrahim, Kavramsal ve Fonksiyonel Açıdan Türklerde Yorga/Rahvan Biniciliğin Tarihsel Gelişimi ve Türkiye’de Geliştirme Perspektifleri, Gazi BESBD, IV (1999), 2:43-58